OLEYİS
10. OLAĞAN GENEL KURULU KARARLARI
(29-30
Temmuz 2006)
KARAR NO: 1
ABD ve işbirlikçileri
Irak’ta emperyalist bir işgali sürdürmektedir. Bu işgal
sadece Irak’ta yaşayan halklara değil, Ortadoğu’daki tüm
halklara ve dünyanın tüm ezilenlerine karşı yürütülen bir
saldırının parçasıdır. Günümüzde ABD önderliğindeki güçler,
bir nükleer kriz tehdidini ortaya atarak İran’a saldırı
hazırlıkları yapmaktalar. Lübnan’a yönelik İsrail saldırısı
da bu saldırganlığın bir parçasıdır.
Ne yazık ki Türkiye hükümeti
de bu savaşta ABD’nin isteği doğrultusunda konumlanmaya
çalışmaktadırlar. Ülkemiz emekçileri Irak’taki işgalin sona
erdirilmesini, İran’a yönelik emperyalist bir saldırının
engellenmesini istemekte ve Türkiye’nin ABD planlarının bir
parçası olmasına karşı çıkmaktadır.
Türk askeri, her ne surette
olursa olsun, hangi gerekçeye dayandırılırsa dayandırılsın
ABD Emperyalizminin yarattığı Ortadoğu bataklığına
gönderilmemeli, işgalcilerle aynı safta bulunmamalı ve
Kurtuluş Savaşımızda görüldüğü gibi asli görevi olan vatan
savunması için görev yapmalıdır. Mehmetçiğimizin
işgalcilerin zulmüne ortak olması için Lübnan’a
gönderilmesine ve haksız bir savaşta boy hedefi olmasına
asla müsaade edilmemelidir.
Genel Kurulumuz, tüm emekçileri, ABD’nin emperyalist işgal politikalarına
ve Türkiye’nin bu politikaların bir parçası yapılması
girişimlerine karşı mücadele ve güç birliği yapmaya; bu
mücadeleyi tüm dünya halklarıyla birlikte sürdürmeye
çağırır.
OLEYİS, emperyalizme,
sömürgeciliğe ve faşizme karşı verilen ulusal kurtuluş ve
demokrasi mücadelelerinin yanında olduğunu ilan eder. Bu
vesileyle, Ortadoğu Halklarının ABD sömürgeciliğine karşı
vermekte olduğu bağımsızlık mücadelesini destekler.
KARAR NO: 2
IMF, Dünya Bankası ve Dünya
Ticaret Örgütü’ne karşı mücadele işçi sınıfının ve ezilen
halkların en önemli gündemlerinden birisidir. Dünyada ve
özellikle Latin Amerika’da gelişen anti-emperyalist mücadele
emekçilerin mücadelesi açısından önemli kazanımlar
içermektedir.
Genel Kurulumuz, emperyalizmin ve kapitalizmin yıkılması mücadelesinin
bir parçası olarak; IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret
Örgütü’nün dağıtılması, şimdiye kadar bu kurumlarla yapılan
tüm anlaşmaların geçersiz sayılması, bu kurumlardan alınan
borçların aslında fazlasıyla ödendiğinden hareketle tüm
sonuçlarıyla beraber yok sayılması için mücadele etmeyi; bu
mücadeleyi yürüten ulusal ve uluslararası ölçekteki tüm
ilerici güçlerle birliktelikler kurmak için çalışmayı karar
altına alır.
KARAR NO: 3
Avrupa Birliği tıpkı Amerika
Birleşik Devletleri gibi Avrupa Birleşik Devletlerinin
kurulmasını amaçlayan bir devletleşme sürecidir ve
emperyalist bir yapılanmadır. Bu nedenle AB ile
ilişkilerimiz, diğer devletlerle ilişkilerimizde yapılması
gerektiği gibi karşılıklı çıkarların elde edilmeye
çalışıldığı devletlerarası ilişkiler zeminine
oturtulmalıdır.
Gümrük Birliği'nin
emekçilere kazanç getirmediği görülmüştür. Bu nedenle bu
anlaşma geçersiz sayılmalı ve karşılıklı çıkarlara dayalı
yeni bir ticari ilişki düzeni kurulmalıdır.
Türkiye'de demokratikleşme
esasen iç toplumsal dinamiklere, özellikle de emek
mücadelesine bağlı olarak gerçekleştirilecektir. Bu konuda
AB’nin taleplerinin değil Türkiye halkının ihtiyaçlarının
gereği yapılmalıdır.
KARAR NO: 4
Kürt kardeşlerimiz ülkemizde
yaşayan herkes gibi bu ülkenin asli unsurlarıdır. Kürt sorununun
sadece askeri tedbirlerle çözülemeyeceği herkes tarafından
ifade edilirken, teröristlerle mücadelenin yanında ihtiyaç
duyulan ekonomik ve siyasal tedbirler alınmamaktadır. Önceki
hükümetler döneminde de yapılmış olan bu temel yanlışlıkta
bu hükümetin de ısrar etmesi yüzünden sorun artık
Türkiye’nin bir iç sorunu olmaktan çıkarılarak emperyalist
politikaların bir aracı haline getirilmiş bulunmaktadır.
ABD, ayrılıkçı Kürt hareketini kontrolü altına alarak ülkemiz
yönelik bir şantaj unsuru olarak kullanmaktadır. Avrupa
Birliği ise bir taraftan terör gruplarına açıktan ve üstü
kapalı destekler verirken diğer taraftan Türkiye’nin bu
gruplara karşı yürüttüğü mücadeleden kaynaklanan insan
hakları ve demokrasi sorunlarını istismar etmektedir. Buna
rağmen, Hükümet yetkililerinin ABD’yi “stratejik müttefik”
olarak tanımlamaları; AB’nin her türlü talebini yerine
getirmeyi öncelikli bir görev olarak görmeleri; ülkemizin
bütünlüğüne ve huzuruna yönelen tehdidin asıl kaynağını
gizlemeye yaramaktadır.
OLEYİS Genel Kurulu, terörist gruplarla mücadelenin gerekliliğinin
yanı sıra, bu mücadelenin başarılı olabilmesi için teröre
zemin oluşturan aşiret yapısının ve ağalık sisteminin
tasfiye edilmesi, işsizlik ve yoksulluk sorunlarının
çözülmesi, tüm Türkiye halkının ihtiyacı olan demokratik bir
ortamın yaratılması gerektiğine inanmaktadır.
KARAR NO: 5
AKP iktidarı, önceki
koalisyon hükümeti döneminde gündeme getirilen İş Yasası
Tasarısı’nı sonuca bağlamış ve 4857 Sayılı Yasa haline
getirmiştir. Bu yasa sermaye için taleplerinin karşılanması;
işçiler için ise kölelik şartlarının ağırlaştırılması
yasasıdır.
Öte Yandan Sağlık ve Sosyal
Güvenlik Sistemimizin paralı hale getirilmesinin her türlü
zemini hazırlanmıştır. Ayrıca Kıdem Tazminatımızın ortadan
kaldırılması için girişimlere başlamışlardır.
Maalesef başta sendikal
merkezler olmak üzere tüm emek hareketi, bu yasaya karşı
gerekli çapta bir mücadeleyi örgütleyememiştir. Önümüzde,
Sendikalar Yasası ve Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt
Yasası’nın değiştirilmesi süreci vardır. Bu yasalarda
yapılacak değişiklik önermelerini incelediğimizde;
işçilerin, emekçilerin örgütlenmesi ve mücadelesinin
sınırlandırılması yine karşılaşacağımız temel sorundur.
Değişikler, sendikaların taleplerini karşılamaktan uzaktır.
OLEYİS Genel Kurulu
önümüzdeki dönemde emekçilerin kalan haklarını ellerinden
almaya yönelik her türlü yasa ve girişime emekçileri karşı
uyanık olmaya ve tüm emekçi örgütlerini, mücadeleyi şimdiden
örgütlemeye davet etmektedir.
KARAR NO: 6
Sermayenin emek süreçlerini,
kendi egemenliğini artıracak şekilde yeniden örgütlemedeki
en önemli araçlarından ikisi özelleştirme ve
taşeronlaştırmadır.
Özelleştirme süreci, işçi
sınıfının tarihsel mücadelesiyle elde edilmiş olan tüm
sosyal hakların geri alınmasını ve her türlü ekonomik
etkinliğin özel sermaye tarafından gerçekleştirilmesi
gerektiği şeklindeki ideolojinin yerleştirilmesini temel
almaktadır. Bu nedenle özelleştirmeye karşı mücadele,
sendikaların şimdiye kadar ağırlıkla yürüttüğü şekliyle
KİT’lerin özelleştirilmesinin engellenmesi, buralardaki
işçilerin haklarının korunmasıyla sınırlı olarak ele
alınamaz. Her şeyin en iyisini özel girişimin yapabileceği,
serbest piyasa ekonomisinin dışında seçenek olmadığı
şeklindeki tezlerin çürütülmesi ve işçi sınıfının kendi
ideolojisinin yaygınlaştırılması, bu mücadelenin önemli bir
parçası olarak görülmelidir.
Taşeronlaştırma ise işçileri
örgütsüzleştirmenin, sermayeye istediği her türlü esnekliği
sağlamanın, sigorta gibi en temel işçi haklarının bile
gaspedilmesinin önemli bir aracıdır. İşçi sınıfının geniş
bir kesimi bu biçimde çalıştırılmaktadır. Bu nedenle
taşeronlaştırmaya karşı mücadeleye ve taşeron şirketlere
bağlı çalışan işçilerin örgütlenmesine özel önem
verilmelidir.
Genel Kurul’umuz,
özelleştirmeye ve taşeronlaştırmaya karşı işçi sınıfının
örgütlenmesini temel bir görev olarak kabul eder, bu
uygulamalara karşı yürütülen tüm emek eksenli mücadelelerin
içinde aktif olarak yer almayı, diğer sendikaların ve
emekten yana örgütlerin bu uğurda yürüttüğü çalışmaları
desteklemeyi karar altına alır.
KARAR NO: 7
Genel Kurul’umuz, işçi sınıfının mücadelesinin tüm dünya ölçeğinde bir ve
aynı amaca dönük bir mücadele olduğundan, başarısının ancak
uluslararası dayanışma ve birliklerin güçlü bir şekilde
oluşturulmasından geçtiğinden hareketle, küreselleşme
karşıtı oluşan dünya çapındaki hareketi olumlu bir gelişme
olarak kabul etmekle birlikte işçi sınıfının eşitlik ve
özgürlük mücadelesinin ancak ve ancak sınıf temelli bir
anti-kapitalist ve anti-emperyalist yaklaşımla yükseltilmesi
gereğini karar altına alır.
KARAR NO: 8
Ülkenin bağımlılıktan
kurtarılması, gerçek demokrasinin, tam bağımsızlığın
yerleştirilmesi ve bu yoksulluk düzeninin değiştirilmesi
için sendikal hareketin, özellikle devrimci sendikal
hareketin yeniden güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu açıdan
Konfederasyonumuz DİSK'in ve sendikamız OLEYİS'in örgütsel
bakışının ve örgütsel yapısının demokratik bir anlayışıyla
yeni sendikal hareket dönemine uygun hale getirilmesinin
önemini özellikle vurgularız.
Bu aşamada, bilinçli,
kararlı ve etkin bir örgütlenme hamlesiyle sendikamızın
güçlendirilmesi için seferber olmak öncelikli örgütsel
çalışmamız olacaktır. Genel Kurulumuz, sendikal kazanımların
ancak büyük ve disiplinli bir sendikal yapıyla mümkün
olabileceğini, hedefe ulaşmamız gereken bir temel ilke
olarak belirtir.
KARAR NO: 9
Dinamik, kararlı ve tam
anlamıyla demokratik bir sendikal örgüt yapısını
gerçekleştirmek azminde olan sendikamızın yeni dönemdeki
hedefleri, Genel Kurulumuzca aşağıdaki şekilde karar altına
alınmıştır:
- Konfederasyonumuz DİSK ve
bağlı sendikalarla koordineli bir biçimde çalışılmalı güçlü
OLEYİS'i gerçekleştirmek için disiplinli ve kararlı bir
örgütlenme çalışması başlatılmalıdır.
- OLEYİS ailesinin bütün
üyelerinin edilgen değil etken olduğu; katılım ve denetleme
araçlarının sonuna kadar açık olduğu bir sendikal yönetim
anlayışı benimsenmelidir.
-Toplu iş sözleşmelerinin katılımlı, bilimsel,
demokratik bir biçimde tüm OLEYİS üyelerinin bilgisi ve
görüşleri dahilinde en açık ve şeffaf biçimde
gerçekleştirilmelidir.
- Örgütün güçlü bir mali
yapıya sahip olmasının gerekliliğinden hareketle, sendikal
hedeflerimizle bağlantılı olmayan sendika harcamalarının
tamamen kısıtlanması, bunun gerçekleştirilmesi için etkin
bir mali disiplinin ve demokratik mali denetlemenin
sağlanması, sonuç olarak, borcu olmayan, grev fonu güçlü,
örgütlenme ve eğitim bütçesi sağlam olan bir mali yapının
kurulabilmesi en temel hedefler olmalıdır.
-Hedeflerimize ulaşabilmek için, bilgili,
eğitimli, nitelikli, sınıf bilincine sahip üyelerimizin
olmasının gerekliliğinden hareketle, eğitim ve bilgilendirme
çalışmalarımız hızlandırılmalı, bu amaçla planlı bir eğitim
çalışması, bütün işyerlerinde, bütün üyelerimizin katılacağı
şekilde, etkili bir biçimde gerçekleştirilmelidir.
-OLEYİS, uluslararası
dayanışmaya, uluslararası emek örgütleriyle işbirliğine önem
veren bir sendikal gelenekten gelmektedir. Bu dönemde,
emekçilerin uluslararası dayanışması daha büyük bir önem
kazanmaktadır. Bu yüzden sendikamızın, öncelikle üyesi
bulunduğu, kendi işkolunun üst örgütleriyle işbirliğini
sıklaştırması, sendikal ilke ve hedeflerimiz doğrultusunda
ortak çalışmalar yapılması gereklidir. Bu işbirliği, sadece
kendi üst örgütlerimizle değil, diğer uluslararası emek
örgütleriyle de, Konfederasyonumuz aracılığıyla
gerçekleştirilmelidir.
-Sendikamız, kadın ve genç
işçilerin yoğunluk kazandığı bir işkolunda örgütlüdür. Kadın
çalışanların, diğer çalışanlardan daha büyük sorunlarla
karşı karşıya kaldığı bir gerçektir. Genç işçilerin de, hem
sendikal kültürü öğrenmeleri, hem de yeni başladıkları
istihdam ilişkilerine hazırlıklı olmaları gerekmektedir. Bu
amaçla, özellikle kadın çalışanlara ve gençlere yönelik
eğitim ve örgütlenme çalışmalarının hızlandırılması
öncelikli hedeflerimiz arasında olmalı ve bunu
gerçekleştirmek üzere, Sosyal ilişkiler ve Kadın İşçiler
Dairesi bünyesinde faaliyet yürütecek "Kadın İşçiler" ve
"Genç İşçiler" Bürolarının oluşturulması ve etkin bir
biçimde örgütlenmeleri için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.
|